TvBX3u. Yedigöller Milli Parkı Hepimiz için zahmettir, eziyettir Yedigöller ama cennettir. Yıllardır her Yedigöller’e gidişimizde, yolun verdiği eziyetten kaçmak için alternatif ararız ama sonunda elde edeceğimiz keyfi düşününce tüm karamsarlığımız yok olur gider. Mevsim sonbaharsa, mevsim mantar mevsimi ise, bizi kimse alıkoyamaz yollara düşmekten. Güz demek Yedigöller’de fotoğraf demektir. Ya sabahın kör saatinde veya geceden düşeriz yollara. Yanımızdaki yemek miktarından çok pillerin şarj durumu önemli tabii ki. Her şey hazırsa yola çıkma zamanı. Bolu – Yedigöller’e ulaşmamızın üç yolu var. İster Bolu merkezden-Hamzabey yolunu 42km, ister Mengen-Yazıcık 50km yolunu, isterseniz de Düzce-Yığılca 72km yolunu kullanabilirsiniz. Biz Ankaralılar için mesafe de aynı süre de. Tercihteki tek kıstas, yolların bozukluk derecesi. Yedigöller’in yolu hiç düzgün olmadı. İster güneyden girin ister kuzeyden, her iki tarafın da son 30 km’si bozuk yol. Hem de çok bozuk. Ancak hangi taraf daha bozuk, haftadan haftaya bile değişebiliyor çünkü yağışlar ve tüm bu sıkıntılara rağmen vadiye inen kapasite üstü araç sayısı, durumu her an etkiliyor. Yol yapılsa kim bilir ne hale gelecek, düşünmeye korkuyoruz. Milli Park, konumu itibariyle Bolu, Düzce, Zonguldak üçgenindeki ormanlık bölgenin içerisinde, Bolu İl sınırlarında yer alıyor. hektarlık bir alanda planlaması yapılmış olan milli park, ilçe olarak Mengen’e bağlı. 29 Nisan 1965 tarihinde Milli Park olarak ilan edilen Yedigöller, tam bir doğa harikası. Yedigöller, topoğrafya olarak oldukça engebeli bir bölge. Hangi yoldan gitmeyi seçerseniz seçin, zirvesi metreyi bulan dağ silsilesinin vadilerinde iniş çıkış yapacaksınız. Yükseldikçe Göknarların arasına dalıp, vadi tabanlarına indikçe, muhteşem yaprak dökümlerine şahit olacağınız kayın ormanlarında dolaşacaksınız. Gözünüz biraz aşinaysa ve ağaçlar hakkında bilginiz varsa, zaman zaman karşınıza sarıçam, karaçam, meşe ve porsuk gibi ağaçlar da çıkacak. Bitki türleri ile ilgili birkaç detaylı bilgiyi aşağıda sizlerle paylaştık. Fotoğrafçılık merakınız varsa, kadrajınıza girecek bitkileri tanımak istersiniz belki. Yedigöller’e Bolu – Hamzabey-Çukurören tarafından geldiğinizde, yaklaşık 40 dakika boyunca metrelere kadar yükseleceksiniz. 17. km’de, metre yükseklikte, iki tepenin arasındaki dar boğazda yer alan Gurbettaşı dediğimiz noktaya ulaşmış olacaksınız. Şansınız varsa teyzelerimizden biri çay demlemiştir. Mevsimi ise, mantar toplamıştır. Mantar hassas konu. Yedigöller’de fark edeceksiniz, her yerde ilginç ve bol miktarda zehirli mantar var. Dolayısıyla biz hiç kahramanlığa soyunmaz, buradaki teyzelerimizden alırız. Çoğunlukla da kanlıca mantarına denk geliriz çünkü en çok, güz döneminde fotoğraf çekmeye gideriz. Teyzelerin tezgahında kimi zaman marmelat, kimi zaman kurutulmuş kuşburnu bulur, doldururuz bagajları. Çayınızı içtiyseniz yola devam… 4,5 km sonra soldaki vadinin karşısında gördüğünüz kayalıklar “Ayı kayası” olarak adlandırılıyor. 5. Km’de ise sağınızda güzel, tam fotoğraflık bir yayla bulunuyor. Yani Yedigöller yolu aslında hiç sıkıcı değil. Ağaçların arasından geçmek bile insanı şehir stresinden alır her zaman. Arabanızın camlarını açın. Dağ havası hasta etmez insanı. Ayı kayasından sonra artık yavaş yavaş inişe geçiyoruz. 7,5 km sonra hemen sağda Kapankaya seyir terası tabelasını atlamayın. Sağda aracınızı park edip, sol yamaçtaki basamaklı patikadan 5 dakika tırmanırsanız, en üstte, gözlem kulübesine ulaşacaksınız. Merdivenleri tırmandığınızda Yedigöller ormanlarının muhteşem manzarasını doya doya fotoğraflama imkanınız olacak. Kuzey yönüne baktığınızda göllerden ikisini rahatlıkla göreceksiniz. “Büyükgöl” ve “Deringöl ”. Kapankaya aynı zamanda, hektarlık bir alanı kaplayan, Yeşilöz ve Yedigöller Yaban hayatı geliştirme sahalarının “Yedigöller Milli Parkı” kısmına giriş noktanız. Yani kalan yolda, Milli Park sınırları içerisindesiniz. Geriye yalnızca 4 km lik bir yolunuz kaldı. Kapankaya’dan 500 metre sonra solda, küçük bir teras daha var. Onun da adı Atmaca Seyir Terası. Kapankaya’ya çıktıysanız burada durmanıza gerek yok. Atmaca’dan 1,5 km sonra ise sağda “Anıt Çam” tabelasını kaçırmayın. Keskin bir dönemeçtedir. Yine de aracınızı park edip, orman içine doğru yürüyebileceğiniz, harika bir doğa manzarasına sahip, yaklaşık 500 metrelik yolda yürüyebilirsiniz. Patikanın girişindeki ceylan kafası görünümlü ağacı kaçırmazsınız diye tahmin ediyoruz. Ağacın gövdesi öyle güzel kıvrılmış ki, üzerindeki budaklarla sanki bir geyik sizi karşılıyor. Patikada kaybolmanız mümkün değil. Yolun sonundaki hafif çıkıştan sonra sizi 500 yıllık bir karaçam bekliyor. 30 metre boyunda, 1,74 metre çapındaki ağacın 5,5 metrelik gövdesine elele tutuşarak sarılıp poz vermek pek bir moda. VLUU L100, M100 / Samsung L100, M100 Dönüş aynı patikadan. Anıtçam tabelasından 4 km sonunda, karşınıza bungalovlar çıkacak ve solunuzdaki kulübede sizi Milli Park görevlisi karşılayacak. Birçok koruma alanında olduğu gibi, buraya giriş de ücretli. Parayı ödedik deyip de aman yola devam etmeyin. Çünkü 7 gölün 4’ü burada. Kulübenin hemen arkasına doğru yürüdüğünüzde, ilk karşınıza çıkan, “İnce göl” veya diğer adıyla “Uzungöl”. Sonbaharda üstünü tamamen örten yapraklarla size harika bir görüntü sunacak. İnce Göl’ün hemen sağından patikadan devam ederseniz, 100 metre içinde karşınıza diğer bir göl “Sazlı Göl” çıkacak. İki gölün arasından devam eden patika, geyik üretme istasyonuna gider ama birkaç yıl önce Türkiye’de birçok istasyonda geyikler doğaya bırakıldı. Boşuna yorulmayın. Yolun 30 metre aşağısında, Nazlıgöl’ün bir ucunda, kuru bir çukur alan göreceksiniz. Fazla büyük bir şey aramayın. Burası Kurugöl. Yağışların yüksek olduğu dönemde Nazlıgöl’ün taşkınıyla beslenen bir göl olduğu için çoğunlukla kurudur. Milli park giriş noktasından sonra iki seçeneğiniz var. Hemen sağda, yolun hemen aşağısında, Nazlıgöl yer alıyor. İster burada aracınızdan ayrılın ve Nazlıgöl çevresinden dolaşan patikayı ve hatta kalabalığı takip ederek devam edin, Büyükgöl ve Deringöl arasındaki piknik alanına kadar bağlanır bu patika. Yaklaşık 1 km dir. Veya otopark sıkıntısı çekmemek için, girişten aracınızla devam edin. Yine aynı piknik alanının bulunduğu yerde aracınızı bırakıp kendinize bir masa bulmaya çalışın. Daha sonra yürüyüşe çıkarsanız aynı yolun tersinden geleceksiniz. Biz, otoparkta bir yer bulmayı tercih edelim şimdi. Araba yolundan piknik alanı metre yokuş aşağı giden bir yol. Yaklaşık 350 metre sonra sağdan, ağaçların arasına girerseniz, o meşhur Pisagor ağacını bulacaksınız. Nasıl bir şey arayacaksınız, şöyle tarif edelim. Yanyana duran iki ağaç, önce 4 metre yükseklikte birleşmiş, ardından bunlardan biri, 4-5 metre uzakta duran başka bir ağaçla, 10 metre yükseklikte birleşerek büyümeye devam etmiş. Yedigöller’de benzer kaynaşmalara ya da aynı kökten çıkıp ayrılmalara rastlamanız mümkün. Buraya zaman ayırıp ayırmamak size kalmış. Yedigöller’de genelde hafta sonu kalabalığı sabah 10 gibi başlar. Piknik alanına indiğinizde aracınızı ilk bulduğunuz yere park edin. Solunuzda kalan göl Büyükgöl, sağdaki ise Deringöl. Büyükgöl’ün devamında, Seringöl bulunur. Az daha giderseniz, alabalık üretim istasyonu, genel kullanım alanının son noktası. Buradan sonrası zaten Mengen yoludur. Büyükgöl’ün kenarı hem piknik alanı, hem insan kalabalığı bittiğinde çadırlarımızı kurup keyif yaptığımız yer. Peki bu göller nerden çıktı? Bolu dağları, Batı Karadeniz Bölgesi’nde hatırı sayılır bir yere sahip. Oldukça engebeli bir karakterde. Vadiler arasında, yükseklerden gelen sularla beslenerek kıvrılan dereler, farklı dönemlerde meydana gelen heyelanlar nedeniyle önleri kesildiği için farklı basamaklarda birkaç küçük su kütlesine dönüşmüş ve yedi farklı büyüklükte gölü oluşturmuş. Göl hattı metre uzunluğunda. Yağmur suları dereyi besledikçe göller de bağlantıları nedeniyle birbirini besliyor. Giriş noktamızı düşünürsek, güneyden kuzeye Nazlıgöl Şelale Gölü, Küçükgöl Kurugöl, İnce Göl Uzungöl, Sazlı Göl, Deringöl, Büyükgöl, Seringöl, yedi gölümüzü oluşturuyor. Göller ile ilgili birkaç küçük bilgi; 780 metrede; Büyükgöl, alanı m², en derin yeri 15 m Deringöl m², Seringöl m² 900 metrede; Nazlıgöl 15780 m², Kurugöl 2170 m² Sazlı Göl 5950 m², İnce Göl 1036 m², Yürüyüş yolunda neler var? Piknik masanızı veya çadır alanınızı kaptıysanız belki bir şeyler yiyip içtikten sonra, Büyükgöl’ün etrafını dolaşabilirsiniz veya Deringöl yanından başlayan yürüyüş yoluna dalabilirsiniz. Bunların hepsi 1-2 km’lik kısa kısa yürüyüşler ama tabii elinizde fotoğraf makinaları varsa, bu yürüyüş saatler sürebiliyor. Bazen küçücük bir mantarın başında çekim yapmak için sıra bekleyen birkaç kişi olabiliyor. Ya da kırmızı bir şemsiye etrafına dizilmiş bir sürü fotoğraf meraklısı insan. Patika girişinden içeriye doğru, Deringöl ’den uzaklaşacak şekilde ilerlediğinizde, solunuzda küçük bir bataklık bulunuyor. Yol sizi şelaleye götürecek. Minik köprünün üzerinden şelaleyi fotoğraflayın. Bizim Yedigöller’e geldiğimizde tek sinir harbi geçirdiğimiz nokta burasıdır herhalde. Çünkü zaman zaman, sanki dünyanın en sanatsal karesini pozluyormuş gibi, Türkiye’de başka akarsu kalmamış gibi, daha önce burada birçok farklı açıdan onbinlerce fotoğraf çekilmemiş gibi, tam manzaranızın ortasına, o kadar insanı umursamadan, derenin tam üstüne tripotunu kuran görgüsüzler bulunuyor ne yazık ki. Dakikalar süren bekleyişten sonra, kadrajımızın ortasında yer alan bir yabancı yüzünden her seferinde söylenerek ayrılıyoruz oradan. Biraz saygı! Şelalenin oradan yukarıya doğru ağaçtan basamaklar devam ediyor. Tepeye doğru 100 metre sonra, dilek çeşmesi denilen, 7 borudan suların aktığı yere geleceksiniz. Bir özelliği yok aslında ama insanımız bu tür ünlü yerleri dilek kuyusuna çevirmekte oldukça başarılı ve ısrarlı. Bu arada bu çeşmenin eski adları, çoban çeşmesi ve Yedisular. Patika boyunca gülen kayalar tabelasının ayrıldığını görürseniz boşuna gitmeyin. Üstüste binmiş iki kaya parçası, nereden bakarsanız bakın artık gülmüyor. Muhtemelen yüzeyindeki bitki örtüsü ve kaya çatlakları artık o eski formunda değil. Dilek çeşmesinin hemen üzerinden patika devam eder. Bu arada güneye doğru yürüdüğünüzü hatırlatalım. Yine kısa bir süre sonra yol sizi Nazlıgöl’ün kıyısındaki piknik alanına çıkaracak. Yani başladığınız yere geri dönüyorsunuz. Buradan sonrası size kalmış. İster aynı yoldan dönün. İster ana yola çıkıp yokuş aşağı, araç yolunun manzarasına karışın. Yeter ki mantarından ağacına, mangalından çayına, Yedigöller’i yaşayın. Sizi biraz detaya boğalım. Bölgenin flora özellikleri Bu güzel ormanlar bitki coğrafyası açısından iki farklı fitocoğrafik bölgenin geçiş noktasında. Bu nedenle mera alanları, ormanlar, vadiler, yüksek stepler açısından inanılmaz bir bitki çeşitliliği söz konusu. Yedigöller ise ormanların içerisinde, kendine has iklimsel özellikleri taşıyor. Ilıman bir yapıda olduğu için yıl boyu en uç sıcaklıklar 0°C- 20 °C dışına taşmıyor. Bu arada bu bölgede, güneybatıda Bolu Fındığı da Tabiatı Koruma Alanı içerisinde yer alıyor. Yedigöller yoğun orman örtüsüne sahiptir. Bitki örtüsünü en kaba haliyle ikiye ayırırsak; Bu ormanların çoğunluğu başta Kayın Fagus orientalis, Meşe Quercus sp, GürgenCarpinus sp, GöknarAbies bornmuelleriana, SarıçamPinus sylvestris, Karaçam Pinus nigra olmak üzere iğne yapraklı ve yapraklı karışık ormanlardan oluşuyor. Yer yer Titrek kavakPopulus tremula, IhlamurTilia rubra, Kızılağaç Alnus glutinosa, Akçaağaç Acer sp, Ceviz Juglans regia, Karaağaç Ulmus minor, Porsuk Taxus baccata gibi ağaçlara da rastlayabilirsiniz. Daha küçük formda ise Kocayemiş Arbutus unedo, Fındık Corylus avellana, Çobanpüskülü Ilex aquifolium, Geyik dikeni Crataegus sp, Kızılcık Cormus mas, Ahlat Pyrus eleagnifolia türlerine rastlarsınız. Peki çektiğiniz çiçeklerin neler olabileceğini biliyor musunuz? Siz ormanın derinliklerine doğru yürürken, bazen bir Ankara çiğdemi Crocus ancyrensis çıkar karşınıza, başka bir köşede çuha çiçekleri Primula vulgaris ya da ormangülleri Rhododendron sp, sıklamenler Cyclamen coum. Ayağınızın altında bir bakmışsınız mor üzümleriyle Arapsümbülü Muscari neglectum. Bir bakarsınız orman sarmaşığı Sambucus nigra o koskoca ağaçların tepesinden aşağıya uzatmış kollarını, eğreltilere, çiçeklere doğru. Papatyalar, gelincikler… Yani siz siz olun bastığınız yere dikkat edin. Doğru mevsimindeyseniz, kocaman yapraklı Kabalakları Petasites sp görmemenize imkan yok. Papatyalarla aynı aileden olduğunu duymak sizi şaşırtabilir, ama gerçek. Kaynaklara göre 250’den fazla bitki türü var bu güzel ormanlarda. Bölge faunası Yaban hayvanlarından kızıl geyik, ayı, domuz, kurt, tilki, kaya sansarı, sincap, karaca, kirpi, porsuk, çakal, gelincik, vaşak, yabani kedi ve tavşan, geniş ormanlara ev sahipliği yapıyor. Ormana yabancıysanız sanmayın ki bunlar her an karşınıza çıkacak. Onları bulabilmek bile öyle zor ki, bu nedenle Yedigöller’in en popüleri, her an ağaçtan inip yemeklerinizden düşen kırıntıları kaçırmaya çalışan sincaplardır. Kuşları da sayalım mı? 100 civarı farklı tür tespit edilmiş ama belki yenilerini keşfetmek için sizi köşelerde bekleyen birkaç tane daha vardır. Biz vadi içlerinde en çok ispinozlara, alakargaya, ağaçkakan, florya, kaya güvercini, tırmaşık, baştankara, sıvacı, karatavuk ve ötleğenlere, açıklıklarda ise şahin ve kerkeneze rastlarız. Dere yakınlarında ibibikler uçar kelebek gibi, ötleğenler gevezelik eder. Bölgedeki suların sakinleri ise Kırmızı benekli alabalık, Gökkuşağı Alabalığı, Abant Alası, Kadife ve Bıyıklı Balık. Abant alası aslında yalnızca Abant’a özgü, endemik bir türdür ve Yedigöller’e sonradan aşılanmıştır. Diğer balıkların yumurtalarını yediği için risk oluşturmaktadır. Büyükgöl, Yedigöller’de canlı alabalık yetiştirilmesi için damızlık amaçlı kullanılmaktadır. Ülkemizde ilk alabalık üretme istasyonu 1969 yılında burada kurulmuştur. Belirli izin dönemlerinde genelde Mayıs-Eylül, ücrete tabi şekilde olta balıkçılığı yapmak mümkün. Konaklama Bizce Yedigöller’de en güzel konaklama şekli çadır aslında. Çeşitli kaynaklarda arattığınızda da konaklama için çok seçenek çıkmaz karşınıza. Zaten Yedigöller içinde tek konaklama imkanı, hemen girişteki, Milli Parklar’a ait bungalovlar. Ancak oldukça uzun bir süre önce rezervasyon gerekiyor. Yakın köyleri araştırmaksa size kalmış. Önemli notlar Yola çıkarken araçlarınızı ve psikolojinizi, bozuk yola göre ayarlayın. Lastiklerinizi garantiye alın. Mantar toplamayın, hem risk almayın hem mantarcı teyzelere katkınız olsun. Tuvaletlere güvenmeyin, onlarca kişi kuyrukta olabilir. Ya çayı az için ya zamanınızı iyi hesaplayın. Hafta sonu demek, Yedigöller için otopark sorunu demek. Ne kadar erken giderseniz o kadar iyi. Yoksa Büyükgöl’ün oraya değil, Milli Park girişine park etmek zorunda kalırsınız Yedigöllerde mevsim koşulları sürprizlerle doludur. Meteorolojinin Bolu veya Mengen hava durumuna kanmayın. Yeni yerleştirilen küçük baz istasyonları sayesinde telefon artık yer yer çekiyor. Genel olarak da Turkcell ve Vodafone. Su geçirmez ve altı kaymayan, mümkünse yarım boğazlı ayakkabı giyin. Alışverişinizi yapıp gelin. Büfe bulamayacaksınız. Mümkünse çöpünüzü yanınızda geri götürün. Telefonunuzu evde unutun ama fotoğraf makinanızın pillerini ASLA! Lütfen bitki örtüsüne zarar verecek şekilde bitkileri çantanıza doldurmayın. Yanınıza alacağınız en güzel şey, fotoğraflarınız… Bu yazı Günaydın Gezginler© tarafından hazırlanmıştır. Marka tescilimiz bulunmakta, fotoğraf ve yazılarımız telif hakkı taşımaktadır. Alıntı veya kopyalama yapılması durumunda referans olarak Günaydın Gezginler ismi ve sitemize bağlantı verilmesi gerekmektedir. E-posta adresimiz gunaydingezginler Yedigöller Milli Parkı, yemyeşil dokusu ve dört mevsim doğanın dönüşümünü gözler önüne seren çarpıcı renk değişimleriyle Türkiye’nin en etkileyici ve nefes kesen manzaralarından birine sahip. Bolu denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri olan milli park, Bolu kent merkezinin 42 km kuzeyinde, Zonguldak’ın güneyinde, engebeli bir yörede, hektarlık bir alanda batısındaki milli park, 7 adet irili ufaklı doğa harikası heyelan gölü ve zengin bitki örtüsünün yarattığı ekosisteme sahip. 1965’ten bu yana milli park statüsünde olan bölgede heyelanın oluşturduğu göller, orman denizini andıran zengin bitki örtüsü gündelik yaşamın tüm olumsuz etkilerinden uzaklaşmak için muhteşem bir atmosfer Milli Parkı, Karadeniz’in batısında, Bolu il sınırlarında yer alan, yılın dört mevsimi doğanın tüm güzelliğini ve renk değişimlerini cömertçe sunan bir doğa harikası. Bolu’nun en önemli markalarından biri olan milli park, gerçek anlamda eşsiz bir Karadeniz Bölgesinin oldukça engebeli bir yöresinde bulunan milli parkta irili ufaklı göller, orman denizini andıran zengin bitki örtüsü, yürüyüş yolları, konaklama tesisleri ve bolca temiz hava var. Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl olmak üzere 7 göle sahip olan milli park Yedigöller ismini bu göllerden göller aralarında 100 metre yükselti farkı bulunan iki plato üzerinde yer alıyor. Ortalama 780 metre yükseklikte olan platodaki göllerin en büyüğü en derin yeri 15 metre olan Büyükgöl. Büyükgöl’ün güneydoğusundaki Deringöl, 20 metre uzunluğundaki akan bölümü ile Büyükgöl’e ilk alabalık üretme istasyonunun 1969’da kurulduğu Büyükgöl, Yedigöller’de canlı alabalık yetiştirilmesi için damızlık amacıyla kullanılıyor. Büyükgöl’ün kuzeyinde ise Seringöl platodan 100 metre yükseklikteki platonun en geniş gölü olan Nazlıgöl, dibinden sızdırdığı bol miktardaki su nedeniyle, gölün kuzeydoğusunda yüzeye çıkarak bir şelalenin oluşmasına sebep olduğundan Şelale Gölü olarak da platoda yer alan Sazlıgöl, İncegöl ve Küçükgöl’un bulunduğu, kuzeyden güneye doğru alçalma gösteren bölgenin en yüksek yerini metre ile Eğrikiriş Tepesi, en alçak yerini ise 465 metre ile Kirazçatı hektar büyüklüğündeki Yedigöller Havzası, 1965 yılından bu yana milli park olarak koruma altında. Havza, kayan kütlelerin vadilerin önünü kapaması sonucu oluşan, yeraltı ve yüzeysel akışlarıyla birbirine bağlı, kuzeyden güneye metre mesafede sıralan göllerden park sınırlarında yer alan Köyyeri Mevkiinde yeni Bizans dönemine ait keşfedilen kalıntılar, eski dönemlerde bölgenin bir yerleşim yeri olarak kullanıldığının Milli Parkı bilimsel inceleme ve araştırmalar bakımından oldukça önemli ve kuvvetli bir altyapıya sahip. Çok sayıda bitki türünü içeren milli park, Türkiye’nin en güzel, karışık doğal ormanlarını ağaç türleri olan kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve kara çam, köknar, fındık, ıhlamur ve dişbudak ağaçları yüksek boylu ve düzgün gövdeli olmalarıyla biliniyor. Porsuk gibi nesli azalmakta olan bitki türleri de parkta Milli Parkı RehberiYedigöller Batı Karadeniz’de, Bolu, Zonguldak, Düzce üçgeninde yer alıyor. Yedigöller ile ilgili ulaşım, gezilecek yerler, gitmek için uygun zaman, konaklama nasıl yapılır, yapılacak aktiviteler gibi bilgiler işinize yarayacak bilgileri listeledim. Program yapmadan önce işinize yarayacak, pratik bilgilere bir göz Gezilecek YerlerSon baharın kızıl, turuncu yapraklarına bürünmüş Yedigöller’ide göllei gezmek dışında yapılacak aktiviteler, görülecek başka yerler de var. Ama önce bu başka bir yerde benzerini göremiyeceğiniz doğal mirasın içinde oksijeni içimize çekerek küçük bir tur Yedigöller’e Mengen üzerinden gelecekseniz, Büyükgöl’den gezmeye başlayabilirsiniz. Bolu tarafından geliyorsanız da Seyir terasından ormanın renklerini izleyip, rotanızı göllere doğru seyir terası, Bolu’dan geldiğinizi varsayarsak virajlı yolların ardından karşınıza çıkacak ilk güzellik. Rakım 1298 metre, uçsuz bucaksız orman örtüsü ise benzersiz! 90 basamak sonrası ulaşılıyor ama gerçekten değer. Panoramik manzaraya sahip terastan Büyükgöl, Nazlıgöl, Deringöl tüm güzelliğiyle önünüzde duruyor. Terasa giden yol üzerinde bolca çay içilecek mekan var. Biz dumanı tüten, kuzineli, bir kaç ahşap tabureli bir yerde Seyir TerasıAtmaca Seyir Terası, Kapankaya’nın bir kaç dakika ilerisinde. Kapankaya’nın yanında biraz sönük kalsa da bu seyir terasını da çok sevdim ben. Birkaç dakika durup mis gibi havayı içime çekmek, dev ağaçları izlemek, doğanın renk geçişlerini görmek büyük bir Atmaca Seyir Terası’ndan bir iki kilometre sonra yolun biraz iç kısmında kalıyor. 500 yıllık bu koca ağaca ahşap platformdan yürüyerek ulaşılıyor. Karaçam Ağacı 30 metre boyu ve 5,5 metre gövdesiyle tam bir anıt gibi yıllardır orada bir ağacının yanında olmak, dokusunu hissetmek gerçekten çok iyi hissettirdi bana, insanın içindeki sevgi duygusunu açığa çıkarıyor sanki! Gelmişken onu kucaklamayı unutmayın. Anıtçam’dan 4 kilometre sonra artık Yedigöller’ Uzungöl ilk durak. Göl adı gibi dar ve uzun etrafı tamamen ağaçlarla kaplı, önünde ahşap bir platform var ve platformun üstünden görünen göl manzarası çok etkileyici. Hem doya doya bakın, hem de fotoğraf çekin gönlünüzce. Gölün etrafını da dolaşın, bir ağacın dibine oturun, yaprakların göle düşüşünü izleyin, sonrasın da istikamet İncegöl’ün yakınında. Çevresindeki sazlıklar nedeniyle bu ismi almış. 6000 metrekare genişliğinde. Berrak yeşil renkli bir suyu vardı ve güneşin altında inanılmaz güzel parlıyordu. Diğer göllere göre biraz daha Üretme İstasyonuna Sazlıgöl ve İncegöl arasındaki bir patikadan ulaşılıyor. Vaktim az olduğu için ben gidememiştim. Gitmeden önce arayın mutlaka, bazen geyikler gezmeye gitmiş Milli ParkıNazlıgöl ile Kurugöl, Sazlıgöl’ün karşı tarafında, birkaç adım ilerleyince karşınıza çıkıyor. Nazlıgöl çevresi kampçıların en çok tercih ettiği bölgelerden biri. İnanılmaz huzurlu, doğası, renkleri, kuş cıvıltıları müthiş. Nazlıgöl’ün etrafı biraz daha düz ve yürümek içi daha elverişli. İnstagram için birbirinden üzel ilgi çekici fotoğraflar çekeceğiniz Nazlıgöl’ün hemen yanında, adı gibi kupkuru. Yağmur suları ve Nazlıgöl’den su taşarsa bunlarla biraz Şelale, Dilek çeşmesi pisagor ağacı, Nazlıgöl ile Deringöl arasında. Şelalenin yolu biraz engebeli ama çok da zorlu değil. Sadece yerler ıslakken biraz zorluyor. Kaymayan bir ayakkabı ve en azından bir kırka üzerinizde olsun, şelale yolu biraz kuytu olduğundan üşütüyor. Dilek çeşmesinin buz gibi suyundan içmiştim, Yedigöller’e tekrar gelmeyi diledim gölden şelale tarafına çıkmayıp dümdüz devam ederseniz Deringöl hemen oracıkta beliriyor. Avlanmak için tercih edilen göl, bir taraftan Büyükgöl’e bağlı. Üstü yemyeşil yapraklarla kaplı olan Deringöl’ün çevresi kamp için de uygun. Tam bir huzur yuvası. Oldukça da Deringöl’ün karşında, birkaç adım uzağında. Milli parkın en büyük gölü tam metrekarelik bir alana sahip ve en derin noktası da 16 metre. Tam da insanı sarıp sarmalayan bir göl burası, hayranlıktan, şaşkınlıktan baka kalmıştım gölün kenarına gelince. Ağaçların sudaki yansıması, renkler, sesler görsel hafızama çakılıyor sanki, etkileyici. Etrafta ahşap piknik masaları ve teras var. Temosumu bir masaya koyup kahvemi burada YedigöllerSeringöl, Büyükgöl’e çok yakın. Derinliği metre Büyükgöl’den sonra burası haliyle küçük geliyor. Mengen’den gelenlerin başlangıç durağı tam da burası. Tur otobüslerinden inenleri görünce zaten sona geldiğinizi bir doğa cennet ruhuna sahip Yedigöller’de, her yıl mayıs-eylül dönemlerinde Büyükgöl ve Deringöl’de ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı hizmeti veriliyor. Göllerde ayrıca, göl alası ve gökkuşağı alabalığı da bulunuyor. Balık avlamak ilginizi çekiyorsa, aklınızın bir köşesinde olsun. Çadır, balık avlayan şapkalı biri ve göl manzarası, bence muhteşem hayvanlarından ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, sincap, geyik, karaca ve tavşan ile kuşlardan yabani ördek, yabani güvercin ve keklik için yaşama alanı olan Yedigöller sahasında 100’ün üzerinde kuş türü var. Kuş gözlemcileri için de göllerin çevresi çok çekici. Sadece küçük bir dürbün manzaraları, sessiz ve huzurlu doğası, yürüyüş yolları, şelaleleri, gölleri, farklı cinsteki ağaç ve bitki dokusuyla milli park yürüyüş ve doğa sporları için uygun bir altyapıya sahip. Göllerin çevresinde kısa, uzun pek çok yürüyüş rotası takip etmeniz yeterli. Piknik, dinlenme, fotoğrafçılık, kampçılık gibi aktiviteler yapabilirsiniz ya da bir köşeye şövalenizi kurun ve etraftaki güzellikleri tuvalinize aktarın. Ya da benim yaptığım gibi sadece kendinizi doğaya Milli Parkına ne zaman gidilirBu sorunun cevabı kişiden kişiye, keyif aldığın şeylere göre değişiyor elbette. Güzel fotoğraflar çekmek için mi gidiyorsun? Kamp yapmak için mi, trekking için mi? her biri için uygun zaman değişiyor. Yedigöller’de her mevsimin tadı ayrı güzel. Ama illaki bir cevap vermek gerekirse sonbahar ve ilkbahar, diğer zamanlara göre biraz daha Ekim, Kasım aylarında yapraklar sarıdan turuncuya, kırmızıya kadar gözalıcı renklere bürünüyor. Hani neredeyse parkın içinde yürürken basmaya kıyamayacak kadar güzel. Parkın sadece bir bölümü değil, girişten başlayıp tüm patika yollar ve göllerin çevresi renk renk, büyüleyici. Sonbahar Yedigöller için herkesin favorisi olacak ki özellikle hafta sonu adım atacak yer olmuyor yeri gibi, özel gün fotoğrafı çekmeye gelen fotoğrafçılar, gelinler, damatlar, yakın akrabalar. Kadraja girmeden bir iki fotoğraf çekebilmek büyük başarı. Fotoğraf noktalarında epey kuyruk olduğunu söylemeliyim. Eğer fırsat bulabiliyorsanız bu mevsimde gideceğiniz zaman hafta içi ve sabah saatleri olsun. Nispeten daha sakin ve etrafta daha az insan Yedigöller yemyeşil. Su yeşili, zümrüt yeşili, nil yeşili, haki yeşili… Aklınıza gelecek yeşilin tüm tonlarını istisnasız görebilir, gözlerinize ziyafet çekebilirsiniz. Özellikle bazı göllerin üstünde yemyeşil bir tabaka oluyor, yaprak gibi değil ama, daha çok yosuna benzeyen, daha önce başka bir yerde böyle bir rengi hiçbir yerde değişik dağ çiçekleri, mis gibi taze bahar kokusu, velhasıl kelam sonbaharda gördüyseniz bu cennet köşeyi ikinci hakkınızı bahar için kullanın, benim gibi yeşile aşıksanız tabi!Gelelim kışa, kışın etraf karlıyken de güzel, göllerin etrafı bembeyaz hatta göller bazen donuyor ve ağaç gövdelerini hesaba katmazsak her yer bembeyaz. Göz kamaştırıcı bir güzellik, ama biraz cefası var. Şöyle ki, kışın kar yağışının yoğun olduğu bir bölge bazen kapanabiliyor. Yarı yoldan dönmek zorunda kalabilirsiniz. Arazi aracı da şart, klasik arabalarla bu virajları çetin şartlarda geçmek hem tehlikeli hem de fazla maceralı olur. Yolun sonunda görülecek güzellik için değer gelmeyi düşünüyorsanız, Yedigöller yine çok güzel. İnsanlar genelde deniz kenarını tercih etse de Yedigöller’de hareketlilik pek düşmüyor. Ancak yazın buharlaşma nedeniyle nem oranının arttığını da hesaba katın. Haziran ayı bu anlamda diğer aylara göre daha az bunaltıcı. Kamp yapmayı planlıyorsanız da yazın en uygun Milli Parkı konaklamaYedigöller’in tüm dünyadan izole olmuş gibi hissettiren doğasında, birkaç saat geçirmenin ötesine geçmek isteseniz, konaklama alternatiflerini gözden kaçırmayın. Göl çevresinde konaklamak için iki seçenek var Çadır kurup kamp hayatının tadını çıkarmak ya da milli parkta yer alan bungalovlarda Parkta çadırda kalmak çok hoş bir deneyim. Gölün kenarında kuş sesleri ile uyanmak, gece hava karardıktan sonra gökyüzüne sim gibi dağılmış galaksiyi izlemek ve tam uykuya dalacakken, etraftaki yaban hayvanlarının sesini duyup hafif hepsini peş peşe yaşayamaya hazır olun. Ama korkmayın, yaban hayvanlarının sadece sesini duyuyorsunuz. Çadır alanının hemen yanında geceleri farı açık halde bırakılan bir jeep var ve bu yırtıcıların çadırlara yaklaşmaması için alınmış bir malzemelerinizi alıp milli parka geldiyseniz sıra size en uygun gölün kenarını seçmeye geliyor. Göllerin çevresinde kamp yapılabilecek alanlar işaretlenmiş. Zemini yeterince kuru olan, su kaynağına yakın, engebesiz bir alanı gözünüze kestirip, göle bakacak şekilde en uygun noktaya çadırınız gölün çevresinde kamp yeri var ancak bunların içinde en çok tercih edileni Nazlıgöl ve Büyükgöl. Olta balıkçılığı yapanlar her yıl Mayıs-Eylül döneminde genelde Büyükgöl ve Deringöl’ü tercih ediyor. Nazlıgöl’de en sessiz ve huzurlusu, manzarası da çok güzel, bu nedenle çok tercih ediliyor. Kamp alanında duş ve elektrik yok. Ona göre hazırlıklı olun. İçme suyu hemen hemen her yerde var, su konusunda sıkıntı çadır kurmanın meşakatli olduğunu düşünüyorsanız parkın içinde yer alan bungalovlarda kalmak diğer bir alternatif olarak aklınızda kalsın. Habitat Mesire Evleri Seringöl ve İncegöl’ün hemen yanı başında. Göle yakın olayım diyorsanız Habitat’ın konumu tam istediğiniz gibi. 18 bungalov var ve toplamda 90 kişiye kadar konaklama Doğa Evleri, ağaç evlerde kalmak isteyenler için başka bir alternatif. Buradan çadır kiralayabilir ya da kendi çadırınız getirip Habitat’ın olanaklarından faydalanabilirsiniz. Taş evlerin yanından dere geçtiği için burayı çok sevmiştim, küçükken okuduğumuz renkli hikaye kitaplarındaki evlere benziyor. Çadır kurmanın günlük hafta içi ücreti kahvaltı, yemek ve tüm imkanlar dahil, 200 TL. Hafta sonu da 250 park sahasındaki konaklama ücretleri ise şu şekilde 1 ünite çadır günlük 40TL, 1 ünite karavan günlük 45TL, 3 yataklı kır evi günlük 385TL, 4 yataklı kır evi günlük 465TL, 5 yataklı kır evi günlük 540TL, 6 yataklı kır evi günlük 605TL, misafirhane günlük Milli Parkı giriş ücreti ve ziyaret bilgileri🗺 Adres Yedigöller, 14030, Merkeşler, Bolu 📲 ⏰ Yedigöller Milli Parkı ziyaret saatleri Yedigöller Milli Parkı saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Milli park, haftanın 7 günü ziyarete açık.🔐 Yedigöller Milli Parkı giriş ücreti Yedigöller Milli Parkı giriş ücreti 7TL, indirimli 3,50TL, bisiklet 7TL, motosiklet ve ATV 14TL, otomobil, kamyonet ve pikap 21TL, minibüs 63TL, midibüs 112TL, otobüs 189TL. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü denetimindeki milli parkta Müze Kart geçerli Milli Parkına nasıl gidilirYedigöller Milli Parkı’na ulaşım için üç seçeneğiniz var. İlki ve en konforlusu özel araçla gitmek. İstanbul, Ankara ve Bolu’dan ya da sizin için uygun olan noktadan araç kiralayabilirsiniz. Yedigöller, Bolu kent merkezinin 42 km kuzeyinde, Bolu, Düzce ve Zonguldak’ın il sınırlarının kesiştiği bir bölgede yer parka, Ankara-İstanbul Karayolunun 152. kilometresinden Yeniçağa ve 190. kilometresindeki Bolu il merkezinden kuzeye ayrılan yolla Milli Parkı, İstanbul’a 300 km, Ankara’ya 222 km, Bursa’ya 329 km, İzmir’e ise 645 km mesafede. En yakın havalimanı İstanbul Sabiha Gökçen ve Ankara Esenboğa. Bolu-Yedigöller yolunda hiç benzinlik yok, bu yüzden arabanızın yakıtını tam depo doldurmakta fayda aylarında yolların kapalı ve riskli olması nedeniyle Mengen üzerinden ulaşmak en güvenli yol. Genel olarak iki yol da bol virajlı. Kış ayları dışında pek sıkıntılı değil. Ancak kar yağdığı zaman yolda buzlanma olabiliyor. Yanınıza zincir ve gerekli ekipmanları almayı araçla giderseniz, aracınız park etmek için Milli Park’ın içinde Büyük Göl’ün yanında büyük bir otopark alanı var. Arabalarınızı buraya park edebilirsiniz. Bungalovlarda kalacaksanız her birinin araç park alanı gitmek için diğer seçene düzenlenen günübirlik turlara katılmak. Ankara, İstanbul ve Bursa’dan özellikle hafta sonu tur düzenleyen pek çok firma var. Genelde sabah çok erken saatlerde yolculuk başlıyor ve tüm günü Yedigöller’de geçirdikten sonra akşam turla otobüsleriyle dönüş tur düzenleyen o kadar çok firma var ki bunların arasından doğru seçimi yapmak zor olabilir. Tur şirketinin TURSAB’a üye olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Tur ücretine neler dahil, neleri sizin ödemeniz gerekiyor, giriş ücreti turun içinde mi bilgi alın. Benim katıldığım turda kahvaltı dahildi ve gerçekten her şey nefisti. Akşama kadar yemek yeme ihtiyacı hissetmedim bile. İnternetten acente ile ilgili yorumları diğer yol ise Bolu’ya gidip, buradan dolmuşa binmek. Fakat dolmuşlar sadece bahar-yaz döneminde çalışıyorlar. Düzenli seferler yok ve gitmeden önce teyit etmek lazım. Bolu merkezden taksiye de binebilirsiniz ama bu epey maliyetli olur. Bolu’dan araç kiralamak da diğer bir seçenek Milli Parkı, eşsiz doğal güzellikleri, gür orman dokusu, irili ufaklı göl ve şelaleleri ve zengin yaban hayatıyla doğayla baş başa kalmak için en etkileyici adreslerden. Yılın her dönemi keyifle zaman geçirebileceğiniz milli park, temiz havası ve bol oksijeni ile tam anlamıyla bir terapi merkezi.

yedigöller milli parkı içinde konaklama